Kanser Kayıtları
EGE ÜNİVERSİTESİNDE KANSER KAYIT ANALİZLERİ:
(34134 OLGUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ )

Prof. Dr.Ayfer Haydaroğlu
Uzm.Yasemin Bölükbaşı*
Doç.Dr. Zeynep Özsaran
(Ege Üniversitesi Kanser Savaş Araştırma ve Uygulama Merkezi-İzmir)
(*Ege Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı-İzmir )
 
Türk Onkoloji Dergisi 2007, Cilt 22, Sayı 1, Sayfa(lar) 022-028
Özet

Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi 1991’de başlatılan “İzmir Kanser İnsidansı ve Veri Toplama Projesi” dahilinde Ege Üniversitesi Hastanesi kanser verilerini toplanmaktadır. Hastanemizde 1992-2004 yıllarında kanser tanısı ile tedavileri yapılan 34134 olgunun cinsiyet, tümör tipi ve evresinin, yaşam yeri ile ilişkisi değerlendirilmiştir.

Olguların %56.6’sı erkek, %43.4’ü kadındır. Evrelere göre dağılıma bakıldığında lokal hastalık %31.6, lokal ileri hastalık %43 ve metastatik hastalık %25.4 oranında saptanmıştır. Erkeklerin kadınlara (p=0.00), İzmir ili dışında yaşayan olguların ise İzmir içinde yaşayanlara göre daha ileri evrede hastaneye başvurdukları görülmüştür (p=0.00). Yaşadığı il, evre ve cinsiyet birlikte değerlendirildiğinde İzmir içinde yaşayan kadın (p=0.011) ve erkek (p=0.04) olguların erken evrede tanı aldıkları belirlenmiştir. Tümör tiplerine bakıldığında; larenks, prostat, meme kanseri tanılı olgular arasında İzmir içinde yaşayanların tanı aldığında daha erken evrede olduğu (sırasıyla p=0.05, p=0.008, p=0.000), akciğer, kolorektal, serviks ve endometrium  kanserlerinde benzer ilişki saptanmamıştır.

Erken tanı için tarama programlarına şehir merkezinde oturmayan halkın katılımının arttırılması amaçlanarak, bilinçlendirme çalışmaları ihmal edilmemelidir.  

Anahtar Kelimeler: Kanser, Epidemiyoloji, yaşam yeri

Cancer Registration Data In Ege University: Evaluation of 34071 Cases

Ege University Cancer data was collected by Ege University Cancer Fight Against Cancer, Practice and  Research Center  according to the  “İzmir Cancer İncidance and Data Collection Project”which began in 1991. Gender, tumor type, stage and their relationship with residence place were analyzed in 34134 cases who was diagnosed cancer and treated in our hosptital between 1992-2004.

Of the patients, 56.6% were male and 43.4% were women, stage distrubution follows as, 31.6% local, 43% local advanced and 25.4% metastatic disease. It was found that men compared to women (p=0.00), patients who live outside  İzmir compared to patients living in İzmir (p=0.00) was diagnosed at advanced disease. When residence area, stage and gender evaluated together, it was determined that women (p=0.011) and men (p=0.04) who was living in İzmir have been diagnosed at early stage. When we examine tumor groups, among the patients diagnosed larynx, prostate or breast cancer, the group which was living in İzmir has been diagnosed at early stage (in order p=0.05, p=0.008, p=0.000), for lung, colorectal, cervix and corpus cancer, there was no relationship corelation between residence area and stage.

For residence living outside city it should be increased attendance to early diagnose screening programmes and shoud not omit consciousness programs.         


Keywords: Cancer, Epidemiology, Residence area

Giriş

Epidemiyoloji, hastalıkların sıklık ve dağılımına ait bilgileri kullanarak nedenlerini arama bilimi olarak tanımlanmıştır (1). Kanser epidemiyolojisi ise toplumdaki kanser özelliklerini ve kanser nedenlerini araştırır. Epidemiyolojik çalışmaların sonucunda, dünya üzerinde kanser görülme ve ölüm oranlarındaki değişim özelliklerini, bazı kanserler için özgün risk faktörlerinin, potansiyel korunma stratejilerinin ve kanser etyolojisindeki genetik farklılıkların rolü ortaya çıkar.

Kanser dünyada hemen her ülkede mortalite ve morbidite oranları açısından önde gelen sağlık problemidir. Yüzyılın başında ölüme neden olan hastalıklar sıralamasında 7- 8. sıralarda iken bugün birçok ülkede kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci sırada gelmektedir (2). Akciğer, meme ve mide kanseri, tüm dünyada en sık görülen kanserlerdir. Kanser tiplerinin dağılımı gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak ülkeden ülkeye  farklılık göstermekte, aynı ülke içinde de farklı şehirlerde kanser tiplerinin dağılımı değişebilmektedir (3).

Çalışmamızda, 1992-2004 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde kanser tanısı ile tedavileri yapılmış olan 34134 olgunun verileri tek bir veri tabanında toplanmış olup epidemiyolojik yönden istatistiksel değerlendirilmeleri yapılmıştır. Olgular kendi aralarında cinsiyet, yaş, topografi, yaşam yeri, tanı evresi açısından değerlendirilmiştir.

Gereç ve Yöntem

Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezinde (EUKSUAM)  kanser kayıtçılığı için özel eğitim ve sertifika almış, yüksek hemşire, sağlık eğitim enstitüsü ve tıbbi dokümantasyon kökenli elemanlar tarafından tutulan kanser kayıtları incelenerek 1992-2004 yılları arasında 34134 olgunun verilerine ulaşılmıştır. Bu veriler (CANREG) özel bilgisayar programında yazılmış olup istatistiksel değerlendirmeler CANREG verilerinin SPSS programına aktarılması ve ki-kare yöntemi kullanılması ile yapılmıştır. “p” değerinin <0.05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.

Bulgular

Kanser tanısı alan 34134 olgunun %56.6’sı (19292 olgu) erkek, %43.4’ü (14842 olgu) kadın olup yaşları 0 ile 86 arasında değişmektedir. Yaş gruplarına göre en sık kanser görülme oranının  60-64 (%13.6), 65-69 (%13.4), 55-59 (%12.2) yaşta olduğu, cinsiyetin yaş grubuna göre dağılımına bakıldığında ise yalnız 30-39 yaş ve 40-49 yaş gruplarında kadınlarda kanser görülme oranlarının erkeklere göre yüksek olduğu saptanmıştır(Tablo-1).

Olguların 21755 (%63.7)’inde evrelendirme yapılmış; lokal hastalık %31.6 (6875 olgu), lokal ileri hastalık %43 (9355) ve metastatik hastalık %25.4 (5525 olgu) oranında saptanmıştır. Erkeklerin %26.5’inin (5112 olgu) lokal hastalık, %37.3’ünün (7197 olgu) lokal ileri hastalık ve %36.2’sinin (6983 olgu) metastatik hastalık evresinde tanı aldıkları,  kadınlarda ise bu oranların sırasıyla %39 (5788 olgu), %41 (6085 olgu), %20 (2968 olgu)  olduğu belirlenmiştir. Hastaneye başvuru açısından cinsiyet ve evre ilişkisi incelendiğinde kadınların erkeklere oranla daha erken evrelerde hastaneye başvurdukları saptanmıştır (p=0.00).

Olgular görülme sıklığı açısından değerlendirildiğinde en fazla karşılaşılan kanser türünün akciğer kanseri (%16.8) olduğu, ardından Gastrointestinal sistem(GİS) tümörleri (%12) ve meme kanserinin (%11.6) geldiği belirlenmiştir. Cinsiyete göre değerlendirme yapıldığında kadınlarda ilk üç sırayı, meme kanseri (%26.2), jinekolojik kanserler (%20.0) ve GİS tümörleri (%14.3), erkeklerde ise en sık akciğer kanseri (%27.5), GİS tümörleri (%13.7) ve baş boyun tümörlerinin (%12.6) aldığı görülmüştür(Tablo-2). Çocukluk çağı ayrı olarak incelendiğinde ilk 3 sırayı kemik iliği (%26.5), santral sinir sistemi (%26.1), kemik- yumuşak doku tümörleri (%15.6) almaktadır.

Olgular yaşam yerlerine göre incelendiğinde % 54.2’sinin (18500 olgu) İzmir içi (İİ), %45.8’inin ise (15634 olgu) İzmir dışı (İD) il ve ilçelerde yaşadığı saptanmıştır (Tablo-3). İzmir dışından başvuran olguların % 80.5’i Ege bölgesindendir. Yaşam yeri ve evre birlikte değerlendirildiğinde, İzmir ilinde yaşayan olguların %20.7’sinin (3837), İzmir dışında yaşayan olguların %18.5’ini (2893)  erken evrede tanı aldığı belirlenmiştir (p=0.00). Cinsiyete göre evreler ayrı değerlendirildiğinde İzmir içinden başvuran kadın (p=0.011) ve erkek (p=0.04) olgular, istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha erken evrede tanı aldığı saptanmıştır.

Benzer değerlendirme tümör gruplarına göre yapıldığında; yaşam yeri ve larenks kanseri arasındaki ilişkide İzmir içinde yaşayan olguların daha erken evrede tanı aldığı görülmüştür (sırasıyla %48.7-%42.8, p=0.05). Bununla birlikte İzmir içinde oturanların 232 (%41.6)’si lokal ileri ve 54 (%9.7)’ü metastatik evrede, İzmir dışında yerleşim gösteren olguların ise 334 (%46.4)’ünün lokal ileri ve 71’inin (%10.8) metastatik evrede tanı aldığı belirlenmiştir (lokal ileri evre; p=0.07, metastatik evre; p=0.5). Jinekolojik kanserler kadınlarda en sık görülen 2. kanser türü (%20.0) olup olguların %38.6’ünü serviks, %39.8’ünü endometrium kanseri oluşturmaktadır. İzmir içi ve dışında yerleşim gösteren endometrium kanseri tanılı olgular incelendiğinde tanı evreleri birbirine benzer olarak saptanmıştır. Lokal, lokal ileri ve metastatik evre için sırasıyla İzmir içindeki olgular %50, %38.5, %11.5 oranındayken, İzmir dışında yaşayan olgularda bu oranlar %50, %38.8, %11.2 şeklindedir (p=0.3, p=0.44, p=0.8). Serviks kanseri içinde endometrium kanserine benzer olarak yerleşim yerinin tanı evresine etkisi olmadığı belirlenmiştir (Tablo-4).  

Kolorektal kanser tanısı ile hastanemizde tedavi edilen 966 olgu yaşam yerlerine göre incelendiğinde; lokal evrede olguların 106 (%17.9)’sının İzmir içinden, 65 (%17.3)’inin İzmir dışından (p=0.3), lokal ileri evrede 295 (%50)’inin İzmir içinden, 188 (%50)’inin İzmir dışından (p=0.1), metastatik evrede ise 189 (%32.1)’unun İzmir içinden, 123 (%32.7)’ünün İzmir dışından hastanemize başvurduğu belirlenmiştir (p=0.3).

En sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri tanılı olgularda aynı analiz tekrarlandığında lokal evrede tanı alan olguların çoğunluğunun İzmir içinde yerleşim gösterdikleri (İİ;249 olgu(%10.4), İD; 195 olgu(%9.6),p=0.4) görülmektedir. Lokal ileri ve metastatik evreler için istatistiksel fark gözlenmediği belirlenmiştir ( sırasıyla p=0.8, p=0.7).

Prostat kanseri için İzmir içinde ve dışında yaşayan olguların erken ve lokal ileri evre hastalıkta tanı alma oranları sırasıyla % 30.2, %14.3 ve %34.6, %46.4 olarak belirlenmiş (p=0.008), metastatik evrede başvuru oranları birbirine benzer bulunmuştur (p=0.5).

Meme kanseri için yapılan analizlerde İzmir içinde yaşayan olguların %37.2’sinin, İzmir dışında oturanların %30.4’ünün erken evrede hastanemize başvurduğu belirlenmiştir (p=0.000). İzmir içinde yaşayan olguların %59’unun lokal ileri evre meme kanseri tanısı aldığı, İzmir dışından başvuran olgularda ise bu oranın %63.4 olduğu saptanmıştır (p=0.014). Metastatik evrede başvuran olgular incelendiğinde ise İzmir içindekilerin oranı %3.8 iken İzmir dışındakilerde bu oran %6.2 olarak tespit edilmiştir (p=0.002) (Tablo-4).      

Tartışma

Uluslararası Kanser Araştırma Derneği (International Agency for Research on Cancer) GLOBACAN 2002 projesinde elde edilen veriler doğrultusunda Avrupa’da 2.9 milyon (%54 olgu erkek, %46 kadın olgu) yeni kanser olgusu ve 1.7 milyon kansere bağlı ölüm beklenildiğini bildirilmiştir (4). Çalışmamızda kanser tanısı alan 34134 olgunun %56.6’sı (19292) erkek, %43.4’ü (14842) kadın olup dünyada beklenen kanser oranları ile benzerdir. Dünyada ve Avrupa’da en sık tanı konan kanserlerin akciğer (%13.3), meme (%13),  kolorektal (%13.2) kanseri olduğu, Avrupa’da mide kanserinin görülme oranının azaldığı belirtilmiştir(4). Amerika’da ise 2006 raporuna göre erkeklerde prostat, akciğer ve kolon-rektum kanserlerinin tüm olguların %56’dan fazlasını oluşturduğu, kadınlarda ise ilk 3 sırayı (yaklaşık olguların %54’ü) meme, akciğer, kolorektal kanserlerin alacağı belirtilmiştir(5). Ege Üniversitesine başvuran olguların en sık akciğer kanseri (%16.8) tanısı aldığı, bunu Gastrointestinal sistem tümörleri (GİS) ve meme kanserinin izlediği belirlenmiştir. Cinsiyete göre değerlendirme yapıldığında kadınlarda ilk üç sırayı, meme kanseri, jinekolojik maligniteler ve GİS tümörlerinin, erkeklerde ise akciğer kanseri, GİS tümörleri ve baş boyun tümörlerinin aldığı görülmüştür(Tablo-2). Bölge hastanesi olan merkezimizde kadınlarda akciğer kanseri ve erkeklerde prostat kanseri görülme oranının dünya standartlarına göre düşük olduğu belirlenmiştir.

Çocukluk çağı kanserlerinde ise 2006 verilerine göre en sık görülen kanserlerin lösemi, santral sinir sistemi tümörleri, yumuşak doku tümörleri, non- hodgkin lenfoma ve Willms tümörü olduğu bildirilmiştir (5). Kurugöl ve ark. serisinde lösemilerin (%32.8) ilk sırada görüldüğü, bunu santral sinir sistemi tümörlerinin (%20.6) ve lenfomaların (% 19.8) takip ettiği saptanmıştır. Bu sonuçların gelişmiş ülkelerde görülen çocukluk çağı tümörleri ile benzer oranlarda olduğu belirtilmiştir. Gelişmekte olan Ülkelerde, özellikle Afrika da Burkit Lenfoma görülme sıklığı nedeni ile lenfomaların ilk sırada yer aldığı görülmüştür(6). Ege bölgesi verilerini bildiren serimizde ilk 5 sırayı kemik iliği, santral sinir sistemi, kemik- yumuşak doku, lenf bezi, baş-boyun tümörleri almaktadır. Hastanemizde tanı ve tedavi edilen çocuk olguların verileri gelişmiş ülke verileri ile  uyumlu bulunmuştur.

Ulusal Kanser Enstitüsünün programı olan “Surveillance Epidemiology and End Results”’ın (SEER) 1999-2001 yıllarına ait verilerine göre en sık kanser görülme oranlarının 30-34 yaş (%7.9) ve 40-49 (%16) yaşları arasında olduğu belirlenmiştir. Bizim olgularımızda ise bu yaş gruplarında görülme oranları sırasıyla %3.1, %15.4 dür. Serimizde en sık kanser görülme yaşı ise 55-69 olup Amerika verilerine göre ileri yaşta kanser görülme oranlarımız yüksektir (7).

Akciğer kanseri, tüm dünyada en sık görülen kanser olup her yıl 1.35 milyon yeni olgu ile tüm kanserlerin yaklaşık %12.8’ini oluşturmaktadır. Özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’da yüksek oranda görülmektedir (4). Çalışmamızda akciğer kanseri erkeklerde %28.2, kadınlar da %3.2 oranında saptanmıştır. Ülkemizde sık görülen yoğun sigara kullanımına bağlı olarak özellikle erkeklerde görülme oranı dünya standartlarına göre yüksektir. Jemal ve ark. Amerika datasını incelediklerinde olguların %50’sinin ileri evrede tanı aldığını bildirmişlerdir (3). Bizim çalışmamızda da olguların %50’si metastatik, %38’i de lokal ileri evrede tanı aldığı belirlenmiştir.

Meme kanseri, erken tanı oranlarında artış, mortalitede azalmaya rağmen en önemli sağlık sorunu olmaya devam etmektedir (4). Robsham ve ark., 589521 meme kanserli kadının sosyo demografik özelliklerinin insidans ve sağ kalıma olan etkisini inceledikleri çalışmada, kent merkezinde yaşayan kadınların sağ kalımlarının kırsal alanda yaşayanlardan daha iyi olduğunu saptamışlar ve sosyo demografik özelliklerin bireyin kanser semptomlarına katılımını etkilediğini belirtmişlerdir (8). Çalışmamızda da yaşam yeri ve evre birlikte incelendiğinde İzmir ilinde yaşayan olguların %58.9’unun, İzmir ili dışında yaşayan olguların ise %63.3’ünün ileri evrede tanı aldığı ve bunun istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0.014). Bu yaşam yeri farkı, risk faktörlerdeki farklılıklar, demografik özellikler, bölge hastanelerindeki görüntüleme yöntemleri ve tıbbi yaklaşım ile ilişkilendirilmiştir.

Amerikan epidemiyolojik verilerini inceleyen Jemal ve ark.’ı larenks kanseri olgularının %61.7’sinin lokal, %28.4’ünün bölgesel, %27.2’sinide metastatik evrede olduğu bildirmişlerdir (5). Ege Üniversitesinde ise olguların %45.8’inin lokal, %43.7’sinin lokal ileri, %10.2’sinin metastatik evrede olduğu belirlenmiştir. Larenks kanseri tanısı alan 1450 olguda erken evre için, yaşam yeri ile ilişki saptanırken (sırasıyla %48.7-%42.8, p=0.05), diğer evreler için bu fark saptanmamıştır. Literatüre göre olgularımızın çoğunluğunun lokal ileri evrede tanı aldığı, metastatik larenks kanserli olgu oranımızın Amerika verilerine göre az olduğu görülmektedir.

Kolorektal kanser Avrupa’da  2004 yılında yapılan analiz ile akciğer kanserinden sonra 2. en sık görülen kanser (%13-376400 olgu) türüdür(4). Kadınlarda %12.2 ile 3., erkeklerde ise %16.6 ile 2. sırada yer almakta olup literatür ile uyumludur. Çalışmamızda yaşam yerlerine göre incelendiğinde; lokal evrede olguların 106 (%17.9)’sının İzmir içinden, 65 (%17.3)’inin İzmir dışından (p=0.3), lokal ileri evrede 295 (%50)’inin İzmir içinden, 188 (%50)’inin İzmir dışından (p=0.1), metastatik evrede ise 189 (%32.1)’unun İzmir içinden, 123 (%32.7)’ünün İzmir dışından hastanemize başvurduğu belirlenmiştir(p=0.3). SEER datasında Amerika içindeki eyaletlerde kolorektal kanser görülme oranlarının %12.3 ile %14 arasında değiştiği bildirilmektedir.

Serviks kanserinin %80’i az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise görülme oranları daha düşüktür. Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Amerika Birleşik Devletleri’nde kadınlarda serviks kanserinden ölümler diğer kanser türlerinden daha fazla görülürken, 1940’larda Papanicolaou smear yönteminin kullanılması ile birlikte preinvaziv lezyonların erken tanısı ve tedavisi mümkün olmuş,  servikal kanser tarama programları ile ABD’de invaziv serviks kanserinin rastlanma sıklığı ve mortalite oranları 20.  yüzyılın sonlarında %75  oranında azaltmıştır. Serviks kanseri kadınlarda %9.8 görülme oranı ile 3. sırada en sık görülen kanser türüdür (10). Çalışmamızda jinekolojik kanserler %20.1 oranında saptanmıştır. Çalışma veri tabanına kayıtlı 34071 olgunun %7.8’ini oluşturan serviks kanseri literatüre göre düşük bulunmuştur. SEER datasına göre serviks kanserli olguların tanı evrelerinin %52.4’ünün lokal, %29.8’inin bölgesel, %8.8’inin metastatik evrede olduğu, %8.9 olgunun ise evrelendirilmediği bildirilmiştir (4). Hastanemizde tanı alan olguların %35.7’sinin lokal, %51.3’ünün lokal ileri, %13’ünün metastatik evrede olduğu saptanmıştır. Literatüre göre lokal bölgesel hastalık oranlarımızın yüksek olduğu görülmektedir. Genel olarak bakıldığında olgularımızda 2000 yılından sonra lokal hastalık oranı %31.8’den %42.1’e çıkarken, lokal bölgesel hastalık oranı ise %57.8’den % 39.1’e gerilemiştir (p=0.00). Dünya kadın kanserlerinin %3.9’ini oluşturan endometrium kanseri kadın ölümlerinin %1.7’sine sebep olduğu için, mortalitesi morbiditesinden az olarak kabul edilmiştir. Finlandiya’da 45-69 yaş arasındaki kadınlarda sosyal sınıfın, jinekolojik kanserler üzerine ve tanı evresine etkisini incelemiş, serviks kanserinin düşük sosyal sınıf kadınlarda daha sık olduğu, endometrium kanserinde ise 1980’den sonra sınıf farkının ortadan kalktığı bildirilmiştir (11). Çalışmamızda serviks ve endometrium  kanserlerinde yaşanılan bölgenin başvuru evresine etkisi saptanmamıştır.

Prostat kanseri dünyada görülen 3. en sık kanser türü olup, ABD’de 104/100000 olgu oranı ile en sık tanı konan erkek kanseridir. Asya ülkelerinde (6.6-14.4/100000 olgu)  Batı ülkelerine göre daha düşük oranda saptandığı bildirilmiştir (9). Çalışmamızda prostat genital kanserler alt grubunda değerlendirilmiş ve %6.1 görülme sıklığıyla 6. sırada yer almıştır. Hastanemizde prostat kanseri tanılı olguların  İzmir içinde yerleşim gösterenlerinin erken evrede tanı alma oranlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu farkın yüzyılımızda önemi ortaya konan PSA’nın tarama testi yanı sıra tanı merkezlerine İzmir içinde kolaylıkla ulaşabilmesine bağlanmıştır. Jemal ve ark. 1995-2001 yılları arasında tanı alan prostat kanserli olguların incelemesi sonucunda %86’sının lokal veya bölgesel evrede tanı aldığı, 5 yıllık rölatif sağ kalımın %100’e yaklaştığını bildirmişlerdir (5). Genel olarak olgularımızın %63.3’ünün lokal veya lokal bölgesel, %36.7’sinin metastatik evrede tanı aldığı görülmektedir. İleri evre prostat kanseri tanılı olgularımızın çoğunlukta olmasının, PSA tarama testinin kullanım yaygınlığının azlığı, erkeklerin rektal muayene konusunda toplumsal ön yargılara sahip olması, ve özellikle erkeklere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yetersizliğinden kaynaklandığını düşünmekteyiz.

Türkiye’de en güvenilir kanser istatistiklerinin tutulduğu İzmir ilinde kanserlerin tümü için kaba insidans hızı (malign melanom dışındaki deri kanserleri hariç) erkeklerde yüz binde 132.8, kadınlarda 82.9 olarak bulunmuştur. Dünya nüfusuna göre yaşa standardize hızlar ise erkeklerde yüz binde 152.5, kadınlarda yüz binde 88.2 olarak hesaplanmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde kanser insidans hızları erkeklerde yüz binde 200-300, kadınlarda ise yüz binde 140-260 olarak tahmin edilmektedir. İzmir’de saptanan hızlar bu rakamlardan %40-75 kadar daha düşüktür. Bu düşüklüğün göreceli nedenleri; nüfusun bazı gruplarının sağlık hizmetlerinden yararlanamaması, bazı hastanelerin tanı olanaklarının kısıtlı olması, sosyo kültürel nedenlerle bazı kişilerin sağlık kurumlarına gitmekten kaçınmaları, ülkemizde şüpheli olmayan ölümlerden otopsi yapılmaması nedeniyle kansere bağlı ölümlerin az saptanması, kayıt, arşiv ve dokümantasyon sistemlerindeki yetersizlik olarak sıralanabilir. Mutlak düşüklüğün nedenleri ise; karsinojenlere maruziyetin daha az olması, diyet alışkanlıkları ve genetik faktörler gibi araştırılması gereken konulardır (12).

Sonuç olarak; çalışmamızda kadınların erkeklere, İzmir ilinde yaşayan olguların İzmir dışında yaşayan olgulara göre  istatistiksel olarak daha erken evrede tanı aldığı belirlenmiştir. Şehir merkezinin dışında yaşayan halkın bilinçlendirilmesi, erken evrede hastaneye başvurmalarını sağlamaya yönelik başarı sağlayabilir. Kanser görülmesinde etkili faktörler olan sigara içimi, fiziksel aktivite azlığı, kanser görüntüleme yöntemleri olan mamografi, smear gibi tetkiklere ulaşabilme kolaylığının tanı evresi ve kansere bağlı mortalitede anahtar rol oynadığını düşünmekteyiz. Erken tanı için tarama programlarına şehir merkezinde oturmayan halkın katılımı için programlar düzenlenmesi ve katılımın arttırılması amaçlanmalı, özellikle kırsal kesimdeki erkeklere yönelik prostat kanseri konusunda bilinçlendirme çalışmaları ihmal edilmemelidir.

KAYNAKLAR:

1. Hossfeld DK: Manual Of Clinical Oncology, 5th  Ed., Springer- Verlag, UICC, 1992.

2. Strensward J, Clark D. Palliative Medicine- A Global Perspective. In Doyle D, Hanks G, Cherny N, Camlan K, Eds. Oxford Textbook Of Palliative Medicine. 3rd Ed. Oxford University Pres, 2004.p.1119-1224.

3. Jemal A, Clegg  LX, Ward E, et Al. Annual Report To The Nation On The Status Of Cancer, 1975-2001, With a Special Feature Regarding Survival. Cancer 2004;101(1); 3-27.

4. Boyle P, Ferlay J: Cancer İncidence And Mortality İn Europe, 2004. Annals Of Oncology 2005;16;481-8. 

5. Jemal A, Siegel R, Ward E, et Al. Cancer Statistics, 2006. Cancer J Clin. 2006; 56 (2);106-30.

6. Kurugöl Z, Çetingül N, Kavaklı K et al. The Demographic Characteristics of  Childhood Cancer: The Experience of Ege University. Turkish Journal of Cancer 1995;25(4), 155-160

7. Freedman LS, Edwards BK, Ries LAG, Young JL . Cancer Incidence İn Four Member Countries (Cyprus, Egypt, Israel, And Jordan) Of The Middle East Cancer Consortium (MECC) Compared With US SEER. National Cancer Institute, NIH Pub. No. 06-5873. Bethesda, 2006.

8. Robsham TE, Tretli S. Weak Associations Between Sociodemographic Factors And Breast Cancer: Possible Effects of Early Detection. Eur J  Cancer Prev. Feb 2005; 14(1);7-12.

9. Hong Gee Sim, Christopher W.S. Cheng Changing Demography Of Prostate Cancer İn Asia. European Journal Of Cancer 2005; 41; 834–845.

10. Parkin DM. Epidemiology Of Cancer: Global Patterns And Trends.Toxicology Letters 1998; 102-103; 227-234.

11. Pukkala E, Weıderpass E, Time Trends in Socio-Economic Differences in Incidence Rates Of Cancers Of The Breast And Female Genital Organs (Finland,1971-1995). Int. J. Cancer 1999; 81; 56-61.

12. Haydaroğlu A, Özsaran Z., Ege Üniversitesi Kanser İstatistikleri 1992-2003. EUKSUAM Yayın No:5, 2005.


Tablo-1 Yaş gruplarına göre kanser görülme oranları

Tablo-2. Cinsiyete göre kanser yerleşim bölgeleri


Tablo-3 Olguların yaşam yeri dağılımı
YerleşimYeri Sayı %
İzmir 18500 54.2
İzmir Dışı 15634 45.8
Toplam 34134 100.0

Tablo-4 Kanser Türlerinin yerleşim yerlerine göre evre analizi
  Lokal evre
Yüzde (olgu)
Lokal-Bölgesel  İleri evre
Yüzde (olgu)
Metastatik evre
Yüzde (olgu)
Kadın
Erkek
%38.5 (3706)
%26.5 (3122)
p=0.00
%40.6 (3909)
%37.3 (4397)
p=0.00
%20.9 (2012)
%36.2(4265)
p=0.00
  İzmir içi
İzmir dışı
  %33.3 (3837)
%30.2 (2893)
p=0.00
  %38.4 (4429)
%39.3 (3768)
p=0.04
  %28.4 (3271)
%30.5 (2924)
P=0.01
Endometrium Kanseri
İzmir İçi
İzmir Dışı

113 ( %50)
116 ( %50 )
p=0.3

87 (%38.5)
90(%38.8)
p=0.44

26 (%11.5)
26(%11.2)
p=0.8
Serviks Kanseri
İzmir İçi
İzmir Dışı

144 ( %36.6)
121 ( %34.8)
p=0.6

192 (%48.9)
187(%53.7)
p=0.1

57(%14.5)
40(%11.5)
p=0.2
Kolorektal Kanser
İzmir İçi
İzmir Dışı

106 ( %17.9)
65  ( %17.3)
p=0.3

295(%50)
188 (%50)
p=0.1

189 (%32.1)
123 (%32.7)
p=0.3
Larenks Kanseri
İzmir İçi
İzmir Dışı

271 ( %48.7)
280 ( %42.8)
p=0.05

232 (%41.6)
334(%46.4)
p=0.07

54 (%9.7)
71(%10.8)
p=0.5
Akciğer Kanseri
İzmir İçi
İzmir Dışı

249(%10.4)
195 ( %9.6)
p=0.4

935 (%38.9)
795(%39.3)
p=0.8

1217 (%50.7)
1035 (%51.1)
p=0.7
Meme Kanseri
İzmir İçi
İzmir Dışı

699 ( %37.2)
388 ( %30.4)
p=0.000

1107(%59)
808 (%63.4)
p=0.014

71 (%3.8)
179 (%6.2)
p=0.002
Prostat Kanseri
İzmir İçi
İzmir Dışı

48 ( %30.2)
12 ( %14.3)
p=0.008

55 (%34.6)
39 (%46.4)
p=0.008

56 (%35.2)
33 (%39.3)
p=0.5